5 Aralık 2015 Cumartesi

BENİM ÇOCUĞA KİMSE KİTAP OKUTAMAZ!

Bir çoğumuz bu cümleyi biraz serzenişle, biraz da kırgın söyleriz eşimize dostumuza. Hayalimizdeki sayfalar dolusu kitap okuyan, "anne/baba bana bu kitabı alır mısın?" diyen bir çocuğumuz olmasıdır. Zaman ilerler okul kademeleri ilerler, toplantılar sınavlar, yazılılar gelir geçer. Öğretmenler hep aynı öğüdü verir: bol bol kitap okumalı! Onlar öğüt verdikçe biz daha bir üzülür, eziliriz. Eve gelir çocuğumuza tabir-i caizse abanır ve kitap okutmaya çalışırız. Ama yine olmaz yine olmaz....Nerede hata yapıyoruz? Niye bu bizim veletler kitap okumuyor?

İşe çok erken yıllarda başlamak gerekiyor galiba. Daha bir kaç aylıkken elinde kemirebileceği, annesiyle sayfalarını çevirebileceği bir kitabın önemini vurguluyor uzmanlar. Elbette bir kaç aylık çocuğun onu kitap olarak, bir okuma nesnesi olarak algılaması imkansız ama alışkanlıklar zamanla oluşur. Bu sadece bir tanışmadır. Tanışma ve dokusuna, kokusuna aşina olma. Bu aşamada bebeğinizin sevdiği müzikleri açarak kitapları eline vermeniz sevilen bir şeyle kitabı zihninde aynı yere koymasına yardımcı olacaktır. Bu ilk aylardan sonra ilk yıllar bıkmadan kitaba maddi ve manevi yatırım yapmak geliyor sanırım. Henüz 1,5 yaşında, 2 yaşında demeden bir kitap fuarına gitmek ya da yaşadığımız yerde yoksa etrafı dağıtmasını ardından koşuşturmayı göze alarak sık sık kitapçı ziyaretleri yapmak önemli. Her gün mutlaka bir hikaye anlatmak, resimleriyle ilgili sohbet etmek. Bu zamanları yine güzel müziklerle, sevdiği kurabiyelerle birleştirebilirsiniz:) Sonralarda çocuk dergileri pekiştirici olabilir. süreç böyle sürer gider ama yeter mi? Maalesef... Şair diyor ya "hayatta ben en çok babamı sevdim" diye. Baba ya da anne fark etmez, en azından ön ergenliğe kadar çocuk için anne baba çok önemlidir. Çocuk anne babayı alır dev dev heykeller olarak zihnine yerleştirir. Öyle büyük öyle önemli ve mükemmeldir. Tek kusurla: Kitap okumuyordur. Oldu mu şimdi. Günlük hayatınızda siz de sevmiyor olabilirsiniz ki bu önemli bir kayıptır sizin için de, şimdi seviyormuşuz gibi yapma zamanıdır. Bu bir sahtekarlık da değildir bence. Bazen bazı şeyler olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görünmelidir. Evinizde kitap okuma saatleri zamanı gelmiştir. Saat derken sadece 5-10 dakikalardan bahsediyorum:))) Siz bir koltukta o diğerinde alıp kitaplarınızı okuyorsunuz: ne keyif. "Ama ben okuma bilmiyorum" itirazları gelecektir ki bizde de geldi. "resimlerini inceleyelim"le devam edebiliriz. sonralarda hikaye saatlerine bir yenisi daha eklenir. Örneğin sabahları siz anlatıyorsanız, akşam seçtiği bir hikayeyi resimlerine bakarak o size anlatır. Sorular sorarsınınz bir birinize. Zaman zaman hayalinden hikayeler uydurup gazete ve dergilerden kestiğiniz fotoğraflarla bir de kitap yaparsınız. Hayat daha bir güzel olur kitap gözünden bakınca. Ve bir öneri daha evde okuma köşesi yapabilirsiniz. Bu illa minik kuşumuzun odası olmak zorunda da değil. Hatta bence olmasa daha iyi olur. Çocukları sadece odalarına hapsetmeyerek evimizi de paylaşmış oluruz böylece. Bu konuyu daha ayrıntılı sonra paylaşacağım yine. Mesela evin geniş bir girişi varsa orada, oturma odasında hatta mutfakta. Diyelim ev hanımısınız ve mutfakta çok zaman geçiriyorsunuz o zaman çocuğunuzun okuma köşesi neden mutfakta, sizin yakınınızda olmasın. Bu fotoğraflar yabancı sitelerden alınmış olup bakış açısını netleştirir nitelikte bence. Ayrıca pratik ve güzel fikirler de veriyor. 






Tüm bunlardan sonra zaman geçti. O saydığım sınıflar geldi ve siz yine aynı öğütleri/ tavsiyeleri mi alıyorsunuz (hiç sanmıyorum ama) endişeye gerek yok. Çocuğunuz sizin okuyan, araştıran profilinizi iyice yazdıysa zihnine bir yerlerde bir şekilde okumaya başlayacaktır. Kendi ailemden test edilip onaylanmıştır bu savım bu arada:))))
Şimdi hepimize bol kitaplı, bol okumalı günler gelsin...
Bol kitap bol hayal