26 Aralık 2015 Cumartesi

TANGRAM AŞKINA

Tangramlar da daha önce bahsettiğimiz matematik eğitiminin önemli enstrümanlarından.  Hem eğlenceli hem de bir çok konuyla ilgili sohbete bağlantı kurdurabiliyor. Geometrik şekillerle ilgili konuşabiliyorsunuz, oluşan her yeni şekille ilgili bambaşka sohbetler sürdürebiliyorsunuz; kediler, evler, okul, arabalar... Üstelik bu tangram takımları çok ucuz, hatta evde karton veya mukavvadan oluşturabilir, renklendirip yep yeni bir etkinlik bile başlatabilirsiniz. işte bizim tangram çalışmamızdan bir kaç fotoğraf:


17 Aralık 2015 Perşembe

BİRAZ DA MATEMATİK...

Geçen yazımda kitaplardan, çocukların kitap okuma alışkanlıklarından bahsettim. Bugün de biraz matematikten konuşalım isterseniz. Matematik ah bu başımızın belası, ah bu anlaşılmaz ve icad edene rahmetler okunan matematik... Aslında hayata matematikle bakmaya başlayınca daha sevimli hale geldiği doğru olan matematik sanıldığı gibi sadece sayılar, işlemler, anlaşılmaz analizler değil. Ben matematiğe  kitaplardan gözlüklü öğretmenlerden bakmıyorum. Biraz mutfaktan, biraz banyodan hatta çiçeklerden böceklerden bakıyorum matematiğe. Çiçek, böcek, mutfak, çamaşır.... Evet doğru okuyorsunuz. Tarhana çorbası pişirecekken ne kadar toz karışıma ne kadar su ekleneceğini düşünmüyor musunuz. alın size oranlama, eve yemekli gelecek her misafirin tabagında bulunacak köfte, patatesi sayıp eşlemiyormuyuz, alın size bire bir eşleştirme, çamaşırları renklerine, ya da kullanım özelliklerine göre katlayıp dolaba yerleştir miyor muyuz, alın gruplama. Örnekler çiçek bakımıyla, temizlikle çeşitlendirilir elbette, ama olayımız örneklerden çok bakış açısını sunmak. Yoksa ay başında mutfağa ayrılan bütçeyle bir ay çeşit çeşit yemekler yapabilmenin ne denle mükemmel bir matematik becerisi gerektirdiğni hele ki ülke şartlarında bilmeyen bayan yoktur:) Bizler aslında matematik profosörleri olduğumuzu anladık da çocuklarımıza çekirgelerimiz olduklarını nasıl anlatacağız?
Yemek hazırlarken 3 soğanı sayarak bize getirmelerini isteyeceğiz,
 
Masayı hazırlarken her tabağın yanına bir kaşık bir çatal koyarak eşleme yapmalarını isteyeceğiz.

Aldığımız küçük meyve suyunu alabilecek bardağı seçmesini isteyeceğiz.

Kirli çamaşırları renkliler ve beyazlar olarak ya da renklerine göre ayırtarak gruplama yapmasını isteyeceğiz

Eline bir lira verip marketten etiketleri okuyarak parası kadar bir şey almasını isteyeceğiz.

İsteyeceğiz, isteyeceğiz, isteyeceğiz...
Hadi gençler örnekler çoğaltılabilir, biraz kafa yoralım yeter...Matematiği her çocuk sever. Son olarak da olumlu bir imge oluşturmaya çabalayacağız. Bir meslektaşım, kızı ilkokula başladığında öğretmeninin  matematik dersinin adını "CANIM MATEMATİĞİM" olarak değiştirdiğini anlatmıştı. Çok hoşuma gitti. Matematik canımızdır, güzelimizdir. Çocuğumuza bunu hissettireceğiz. Hadi kolay gelsin...

5 Aralık 2015 Cumartesi

BENİM ÇOCUĞA KİMSE KİTAP OKUTAMAZ!

Bir çoğumuz bu cümleyi biraz serzenişle, biraz da kırgın söyleriz eşimize dostumuza. Hayalimizdeki sayfalar dolusu kitap okuyan, "anne/baba bana bu kitabı alır mısın?" diyen bir çocuğumuz olmasıdır. Zaman ilerler okul kademeleri ilerler, toplantılar sınavlar, yazılılar gelir geçer. Öğretmenler hep aynı öğüdü verir: bol bol kitap okumalı! Onlar öğüt verdikçe biz daha bir üzülür, eziliriz. Eve gelir çocuğumuza tabir-i caizse abanır ve kitap okutmaya çalışırız. Ama yine olmaz yine olmaz....Nerede hata yapıyoruz? Niye bu bizim veletler kitap okumuyor?

İşe çok erken yıllarda başlamak gerekiyor galiba. Daha bir kaç aylıkken elinde kemirebileceği, annesiyle sayfalarını çevirebileceği bir kitabın önemini vurguluyor uzmanlar. Elbette bir kaç aylık çocuğun onu kitap olarak, bir okuma nesnesi olarak algılaması imkansız ama alışkanlıklar zamanla oluşur. Bu sadece bir tanışmadır. Tanışma ve dokusuna, kokusuna aşina olma. Bu aşamada bebeğinizin sevdiği müzikleri açarak kitapları eline vermeniz sevilen bir şeyle kitabı zihninde aynı yere koymasına yardımcı olacaktır. Bu ilk aylardan sonra ilk yıllar bıkmadan kitaba maddi ve manevi yatırım yapmak geliyor sanırım. Henüz 1,5 yaşında, 2 yaşında demeden bir kitap fuarına gitmek ya da yaşadığımız yerde yoksa etrafı dağıtmasını ardından koşuşturmayı göze alarak sık sık kitapçı ziyaretleri yapmak önemli. Her gün mutlaka bir hikaye anlatmak, resimleriyle ilgili sohbet etmek. Bu zamanları yine güzel müziklerle, sevdiği kurabiyelerle birleştirebilirsiniz:) Sonralarda çocuk dergileri pekiştirici olabilir. süreç böyle sürer gider ama yeter mi? Maalesef... Şair diyor ya "hayatta ben en çok babamı sevdim" diye. Baba ya da anne fark etmez, en azından ön ergenliğe kadar çocuk için anne baba çok önemlidir. Çocuk anne babayı alır dev dev heykeller olarak zihnine yerleştirir. Öyle büyük öyle önemli ve mükemmeldir. Tek kusurla: Kitap okumuyordur. Oldu mu şimdi. Günlük hayatınızda siz de sevmiyor olabilirsiniz ki bu önemli bir kayıptır sizin için de, şimdi seviyormuşuz gibi yapma zamanıdır. Bu bir sahtekarlık da değildir bence. Bazen bazı şeyler olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görünmelidir. Evinizde kitap okuma saatleri zamanı gelmiştir. Saat derken sadece 5-10 dakikalardan bahsediyorum:))) Siz bir koltukta o diğerinde alıp kitaplarınızı okuyorsunuz: ne keyif. "Ama ben okuma bilmiyorum" itirazları gelecektir ki bizde de geldi. "resimlerini inceleyelim"le devam edebiliriz. sonralarda hikaye saatlerine bir yenisi daha eklenir. Örneğin sabahları siz anlatıyorsanız, akşam seçtiği bir hikayeyi resimlerine bakarak o size anlatır. Sorular sorarsınınz bir birinize. Zaman zaman hayalinden hikayeler uydurup gazete ve dergilerden kestiğiniz fotoğraflarla bir de kitap yaparsınız. Hayat daha bir güzel olur kitap gözünden bakınca. Ve bir öneri daha evde okuma köşesi yapabilirsiniz. Bu illa minik kuşumuzun odası olmak zorunda da değil. Hatta bence olmasa daha iyi olur. Çocukları sadece odalarına hapsetmeyerek evimizi de paylaşmış oluruz böylece. Bu konuyu daha ayrıntılı sonra paylaşacağım yine. Mesela evin geniş bir girişi varsa orada, oturma odasında hatta mutfakta. Diyelim ev hanımısınız ve mutfakta çok zaman geçiriyorsunuz o zaman çocuğunuzun okuma köşesi neden mutfakta, sizin yakınınızda olmasın. Bu fotoğraflar yabancı sitelerden alınmış olup bakış açısını netleştirir nitelikte bence. Ayrıca pratik ve güzel fikirler de veriyor. 






Tüm bunlardan sonra zaman geçti. O saydığım sınıflar geldi ve siz yine aynı öğütleri/ tavsiyeleri mi alıyorsunuz (hiç sanmıyorum ama) endişeye gerek yok. Çocuğunuz sizin okuyan, araştıran profilinizi iyice yazdıysa zihnine bir yerlerde bir şekilde okumaya başlayacaktır. Kendi ailemden test edilip onaylanmıştır bu savım bu arada:))))
Şimdi hepimize bol kitaplı, bol okumalı günler gelsin...
Bol kitap bol hayal

2 Aralık 2015 Çarşamba

HAVALAR İYİCE SOĞUMADAN...

Bir çok yerde kış bugün itibariyle karıyla başladı. Biz akdenizdekiler içinse günler hala güneşli. Kış iyice bastırmadan tam da yeni yıl öncesi kozalakları hayatımıza ve evimize almanın tam zamanı. O zaman napıyoruz: bu haftasonu kozalak partisi yapıyoruz:))))
Tabi burada bizim partinin fotoğraflarını paylaşmadan olmaz.



Biz kozalakları üç farklı şekilde süsledik. Kimini boyadık, kimini pulla, kimini kumaş parçalarıyla süsledik. Hazırlanan kozalaklar simli sırmalı bir ipe bağlandı ve oğlumun odasına renk kattı:)


Hadi kolay gelsin...

1 Aralık 2015 Salı

NEREDE KALMIŞTIK?

          Oldukça uzun bir ara sonrasında yeniden merhaba! Hayatım güzelliklerle doldu, evim ruhum şenlendi bu ayrılık sürecinde. Ailemiz artık dört kişi:) Güzel oğlum Eren de bizimle birlikte... Bu elbette ekstra sorumluluklar, daha yoğun bir tempo ve daha az uyku demekti benim için. Bu süre biraz kendimle ve evimle, ailemle olmak istedim. Çok da iyi geldi. Yeni dönem etkinliklerime yeniden bebek etkinlikleri eklenecek tahmin ettiğiniz gibi. Bu uzaklaşmada vazgeçmediğim tek şey okumaktı diyebilirim. Hem evde kardeşiyle ilgili çelişkili duygular yaşayan abi buna neden oldu hem de sürpriz bir gelişmeyle yüksek lisansa başlamam zorunlu okumaları beraberinde getirdi. Kısacası bu dönem bol etkinlik, bol eğlenceyle beraber bol bol da kitap, bol bol da öneri vaad ediyorum.

Büyüdükçe güzelleştik. Büyüdükçe daha çok gözle etrafımıza bakmamız gerekti. Büyüdükçe daha sabırlı olmaya uğraştık. Büyüdükçe biraz da küçülmek gerekti. Hayata çocuklarımızın gözünden bakmak daha bir gerekir oldu, ve biliyor musunuz daha da bir güzel oldu. Bugün güzel bir dilekle yazımı bitireyim: BÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLEBİLMENİZ DİLEĞİYLE...

4 Haziran 2015 Perşembe

MÜZİK ALETİMİZ









Basit ve eğlenceli bir müzik aleti. Yapımı da çok kolay. Yaz tatiline günler kala yazın evde yapılabilecek bir alternatif. Biz kartonu direkt ikiye katladık, siz orta kısmını daha farklı katlayarak daha güzel sesler de çıkarabilirsiniz. Küçük yaşlar için basit olanı seçtik. Size bir de kısa videom var...
video

31 Mayıs 2015 Pazar

YAKIŞIKLI BEYLER GÜZEL KIZLAR...

Yine bizim öğlencilerden keyifli bir çalışma paylaşmak istiyorum. Eminim bunları hazırlamak çok keyifli olmuştur.





26 Mayıs 2015 Salı

FIŞ FIŞ KAYIKÇI

Fazla söze gerek yok resimler kendisini anlatıyor, deniz taşıtları, gemiler v.s, v.s






20 Mayıs 2015 Çarşamba

SAKSIDA ÇİÇEKLERİMİZ...

Buraların sıcağına ne çiçek dayanır ne saksı gerçi ama biz yine de çiçeklerle ilgili sohbet ettik, bakımlarını konuştuk. Ardından da işte el emeği ürünlerimiz:





18 Mayıs 2015 Pazartesi

BUNLAR DA BİZİM TAVUKLAR...

Öğlencilerin tavukları çok hoşumuza gitti. Bizde yumurtadan çıkanlar, annesinden doğanlar derken kendimizi bu tavukları yaparken bulduk:))






Bizimkiler daha fiyakalı değil mi:))))