3 Ekim 2013 Perşembe

SUZAN AŞÇI:))))

                             DOMBİLİ BAYKUŞLARIN GÖZÜNDEN SUZAN AŞÇI...
Dün sınıfta yemekler üzerine, nasıl yapıldıkları, nelerle farklı lezzetler oluşturabileceğimiz üzerine çocuklarla uzun uzun sohbet ettik. Sonrasında da kağıt işlerinden tencereler, sebzeler yapıp kendi yemeklerimizi yaptık. Okulda yemeklerimizi yapan aşçı teyzeleri tanıyıp tanımadıklarını sordu çocuklara. Hemen hiç biri net bir cevap veremeyince soluğu mutfakta aldık. Tabi önce böyle okul, iş yeri gibi büyük ve kalabalık yerlerin mutfaklarına öyle her istediğimizde giremeyeceğimizi belirterek randevu aldık:) Bir poşet boneyi de mutfaktan kapıp geldim. Hepimiz bonelerle bonus ailesi gibi olduk doğrusu. Mutfağı gezdik, aşçılarla tanıştık, sohbet ettik. Evdekilerle karşılaştırıldığında devasa kalan ocağı, tencere, kazanları şaşkınlıkla inceledik ve sınıfa döndük. Çocuklara sadece şu soruyu sordum: "Sizce Suzan aşçı bir gününü nasıl geçiriyordur?" ve başladık bununla ilgili hikayemizi yazmaya. Bir aşçının yemekle olan ilişkisini, tüm hayatının nasıl da sadece yemek yapmakmış gibi düşündüklerini fark edince tatlı bir keyif yayıldı içime. Bakalım nasıl bulacaksınız!

SUZAN AŞÇI; YEMEK YAPAR YAPAR YAPAR.....
Ogün yağmurlu bir gündü. Suzan aşçı hızlıca mutfağa girdi. Hemen yemek yapmaya başladı. Bugün börek yapıyordu. Aceleyle fırını çalıştırdı. Yemek pişer pişmez dağıtması gerekiyordu. Yemekleri dağıtıp evine gitt. Yorulmuştu. Biraz uzandı. Akşam eve yemek hazırlaması gerekiyordu. Fırına etleri koydu. Yemeği çıkarıp kocasıyla yedi. Dayanamadı yemekten sonra uyudu. Uyandığında arkadaşlarına dağıtmak için yine yemek hazırladı. Suzan aşçının yeni yemek için arılardan bol bol bal toplaması gerekiyordu. Balı topladıktan sonra eve getirip poşete koydu. Üstünü giyinip şemsiyesini aldı. Kaldırımdan yürümeye başladı. Misafirliğe gidiyordu.Suzan aşçı hergünü bunun gibi işler yaparak geçiriyordu.