12 Ocak 2014 Pazar

OĞLUŞLA BİZ EVDE NE YAPIYORUZ? (2)

Uzun süren araştırmalarım sonunda şu an iki yaşını doldurmasına sadece günler kalan oğluma oyuncak alımını bir süreliğine durağan hale getirme kararı verdim. Sebebi ise bir sürü oyuncağı olmasına rağmen benim plastik kaplarıma, tepsilerime kafayı takmış durumda olması, yani malum sebep:))) Tahta kaşıklarla, küçük tatlı kaşıklarıyla oyalıyordum ama şimdi birde "anne kaşığı" çıktı başımıza. Büyük kaşık istiyormuş. Bu gidişle takım taklavat ne varsa mutfağı salona kuracak diye korkuyorum;))) Ben de düşündüm madem oynamıyor oyuncaklarıyla ve evde olan günlük eşyalar daha çok ilgisini çekiyor, onları oyuncağa çevireyim. Dediğim gibi internetten de araştırdım, kitaplardan da sevdiğim tecrübeli anne arkadaşlardan da bilgiler aldım. işte Varan 1:


Zaten kaderi çöp olmak olan havlu rulosunu kapıya bantla sabitledim ve altına da ses çıkarabilecek, tercihen metal bir kap-tabak koydum. Önce odasına gidip içinden geçebilecek oyuncakları seçtik. Sonra başladık denemelere.... Legolar oyuncak kesmeyince bu sefer o yine kaşıklarla denemeleri sürdürdü. Çocuğunuz bizimki gibi meraklı kediyse bu rulolar elbette uzun süre dayanmaz. Bizimkinin bu geceki süresi 15 dakika civarıydı, ama çok eğlendi. maliyeti yok. Her havlu bittiğinde evin farklı yerlerinde denemeler yapılabilir. Ayrıca ruloyu oradan çıkarınca oyun bitmiyor, bu sefer kendisi takmaya çalışıyor, beğenmiyor bir daha deniyor...Derken bir 5-10 dakika daha geçiyor. Uzun lafın kısası bu kadar kısa sürede bu kadar az maliyetle çocuğunuzu en az yarım saat oyalayabilecek bir eğlence. E daha ne olsun...

1 Ocak 2014 Çarşamba

ELMA KURDU

Eğlenceli bir etkinlik daha, biz sınıfta yaptık çok eğlendik. İster evde ister sınıfta siz de yapın siz de eğlenin.



Her parmağı farklı bir yüzle ifadelendirdik; kimi mutlu, kimi üzgün, kimi süslü. çocuklar kendi parmaklarındaki ifade ile ilgili konuştular, benzer duyguları hissettikleri olayları anlattılar. Etkinlik sonunda bir de elmalı kurtlu bir parmak oyunu oynadık...

29 Aralık 2013 Pazar

GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA:)))

Gölgelerin gücü adına ve yaşasın gölgeler. Bu etkinliği yapalı epey oldu ama ancak paylaşabiliyorum. Gölge tiyatrosu, Hacivat, Karagöz derken biz de yapabilir miyiz? e kadar geldi iş ve işte sonuçları:
Önce malzemeler: konu ile ilgili boyamalar, keçeli kalem, aydınger kağıdı ve fener



Çok eğlendik. yaptığımız hayvanlarımızın gölgeleri kendilerini tanıttılar, başlarından geçenleri anlattılar. En önemlisi çocuklar için farklı oldu. Senede belki bir kez belki bir kaç senede bir kez gördükleri, artık neredeyse ramazandan ramazana hatırlanan ve televizyondan izlenen gölge oyunları bir anlam kazandı onlar için. Bir sonraki pazartesi de aile katılımıyla bir velimizin bize oğluyla bir sürprizi olacak yine gölge tiyatrosuyla ilgili. Anne oğul hazırlanmışlar. Umarım onu da sizinle paylaşabilirim. Şimdilik hoşcakalın, ama mutlaka deneyin...

23 Aralık 2013 Pazartesi

KIRMIZI HOROZLARIMIZ

Sizi kırmızı horozlarımızla tanıştırmak istiyorum:
Böyle tipsiz göründüklerine bakmayın, ne emekler harcandı bu horozlar için. Pazartesileri drama günümüz, horozlarımız drama çalışmamızın sonunda "cila" niyetine sanat çalışmamız. El kesme konusunda daha bir ay öncesinde bile sıkıntı çoktu, ancak bugün gördüm ki baykuşlarım epeyce yol almış. lolipop kağıtlarından ibiklerimiz, ellerden gövdemiz ve tüylü kuyruğumuz. Biz yaparken çok eğlendik siz de deneyin. Ama öncesinde siz de Ali Babanın Çiftliği şarkısını söyleyin, horoz gibi sesler çıkarın. Mutlu, sinirli, üzgün horozlar nasıl öter denemeleri yapın. Kırmızı horoz ormanda sinirli bir köpekle karşılaşırsa neler olabilir konuşun ve ortamınız uygunsa birbirinize görevler verin ve küçük canlandırmalar yapın. Şimdi biraz daha kırmızı horoz zamanı. ÜÜRÜ ÜÜÜÜÜÜ!!!!!!!!!!!!!!!




12 Kasım 2013 Salı

ÇOCUKLAR OYNASIN, SADECE OYNASIN...

Biraz arayı açtım farkındayım. Bu ara oğlanın sağlık sorunlarıyla uğraşıyoruz. "100.000'de 3-5 görülür" ibaresini görünce bir süre hayatımızda yerli yerine oturmuş taşlar şöyle bir hopladı, neyse ki şu an durum daha kontrol altında. Biz hazmedeceklerimizi yavaş yavaş hazmediyoruz ve hayat devam ediyor. Bu akşam şöyle oturup yeni projeleri konuşalım istedim veee bir süredir düşündüğüm "geleneksel oyun" günleriyle ilgili bir şeyler paylaşmak istedim. Biz sınıfta perşembe günleri geleneksel oyun günü yapıyoruz. Tabi çocuklar bunu daha çok anne-babaların oyunları olarak biliyor. Ben sık sık eski günleri anarım, çocukluğumu. Hep mutlu anarım. Oynamaya doyamadığımız oyunları, sokakta saklambaçları, kaldırımın bir köşesine ya da apartman merdivenlerine kurduğumuz evcilik evimizi ve sonra akşam ezanıyla beraber eve çağrılmalarımızı, dedemin ezandan sonra eve gelirsek iyi saatte olsunların bizi kaçıracağı korkutmalarını.....Şimdi çocuklarımız, öğrencilerimiz oynamayı unutmuşlar sanki. Serbest oyun zamanlarında sınıftaki o adar oyuncak bir köşede duruyor, bazı zamanlar resmen zorluyorum oyuncaklara yönlenmeleri konusunda ama sonuç genellikle değişmiyor. Sınıfta amaçsızca koşmalar ve boğuşmalar; kızlarda ise bir köşeye geçip birbirlerinin kıyafetleriyle ilgili sohbetler. Oysa oyuna doyulur mu, hele de sokaktaysa... Çocuklar da haklı sokaklar o sokaklar değil artık, komşular o komşular değil ve mahalle bakkalları yok, sokak kedileri bile yok desem o lüks rezidanslarda yeri gibi geliyor bana. İşte en azından haftada bir gün yağmur demeden, kar demeden, soğuk sıcak demeden, yani çocuk gibi düşünerek bizim eski oyunlarımızı oynasınlar istedim. Bizim oyunlarımızda tatlı rekabetler vardı, gereksiz hırslar değil, paylaşmalar, sohbetler, annelerimizin poaçaları....Sizler de eski oyunlarınızı, güzel çocukluk anılarınızı bana yazın. Bu oyunlar, bu kültür kaybolmasın. İlgilenenler için Bekir Onur hocanın geleneksel çocuk oyunları derlemeleri de var.

19 Ekim 2013 Cumartesi

OĞLUŞLA BİZ EVDE NE YAPIYORUZ??????


Biz anne babalar bazen çocuklarımızla evde başbaşa kalma süremiz uzadıkça ne yapacağımızı şaşırıp kalıyoruz. Ben de 21 aylık oğlumla öğleden sonralarını evde beraber geçiriyorum. İtiraf etmeliyim i çileden çıktığım zamanlar oluyor. Süreli hareket ve değişim istiyor oğlum. Serde eğitimcilik de var hem onu eğlendirip hem nasıl bir şeyler öğretirim diye de sık sık düşünüyorum. Biraz bunları paylaşalım istiyorum. En son dün uyurken sayı kartları hazırladım. ( Bu kartlar benim evde yaptıklarım değil, bir başka blogdan aldım) Evde bulunan renkli karton, kullanılmayan karton klasör ve koli bandı ile 5 e kadar kartlar yaptım.
BU KARTLARLA NE YAPICAZ????
Neler yapmayacağız ki... Öncelikle ilkokul da dahil 8-9 yaşına kadar her çocuğun kartları olmalı bu şekilde. Bu kartları çocuğunuzun yaşına göre beraber de hazırlayabilirsiniz. Hatta desenli, simli eva süngeriyle, boyutlu kartonlarla ya da parça kumaşlarla hazırlayabilirsiniz. Bu çocukların daha istekle kartları kullanmasına sebep olacaktır. Bizim ufaklık için biz  sıralı dizdik kartları, önce yavaş tempoda sonra giderek hızlanarak sırayla üzerlerinden yürüdük. Sonra her rakamın arasına bir sandalye koyup aralarından geçtik. Sonra kartları çapraz koyup üzerlerine zıpladık. Daha sonra ben "uydurukça" repertuvarımdan bir şarkı uydurdum içinde bu rakamlar olan, rakamın adı geçtikçe o karta gitmeye çalıştık. Bizim oyunlarımız yaş gereği bir kaç dakikayı geçmedi ama daha büyükler için bunlara ilaveten neler yapılabilir. Öncelikle bu kartlardan farklı boyutlarda yapmanız yani hem küçük hem büyük hem de orta boy kartlarınızın olması oyun çeşitliliğini arttırır. Büyük kartlarınızın üzerinden yazılış şekilleriyle yürüyebilirsiniz. bir iple üzerini dolanabilirsiniz. "sağ elinle bire, sol ayağınla üçe dokun" gibi birbirinize yönergeler verebilirsiniz. Oyuncakları üzerine dizebilirsiniz. Sayı kadar oyuncağı yanına getirebilirsiniz. Geri geri sayma çalışmaları, eksik kartı bulma çalışmaları yapılabilirsiniz. Büyük küçük tüm rakamlarınızı odaya dağıtır, yine önceden büyük-küçük-orta boyutlarda hazırladığınız dairele resimlerini katlayıp bir tava ya da bardağa koyarsınız. Çocuğunuz seçtiği dairenin büyüklüğüne ve kağıtta çizili sayısına bakarak eşleme yapabilir. "evlerine sadece 3 elma kalmıştı, ama yine de mutluydular" gibi içerisinde sayılar geçen cümleler söylersiniz. Siz söyledikçe o konum alabilir. Öyle tahmin ediyorum ki çocuklar en çok beraber kartları oluşturmayı ve hareketli oyunları sevecektir. Son bir öneri daha; oyununuza babayı ya da teyze, amca gibi arkadaş gibi bir üçüncü kişiyi ekleyebilirsiniz. kağıtlara " mutfaktan bir tatlı kaşığı al, onu bir rakamının üzerine koy, iki kere zıpladıktan sonra salondaki en büyük yastığı bulup dört rakamını onun altına koy...."gibi karışık, evde hareket gerektiren yönergeleri beraberce kağıtlara yazıp yine bir kaseye atarsınız. Anne hakem olabilir. aynı anda kağıtları seçip hatasızca yönergeleri yerine getirmeye çalışırlar. önce bitiren mesela 10 puan alır :) Aklınıza daha değişik öneriler gelirse lütfen yorumlara ekleyin. ben de evde denerim. Bu arada dombili baykuşların anneleri kartları hazırlamaya en kısa sürede başlayın. Haberlerinizi bekliyorum. İyi oyunlar...

7 Ekim 2013 Pazartesi

KIRMIZI DÜNYAM

Ya dünya kırmızı olsaydı, yani her şeyiyle; evleri, arabaları, bulutları, güneşi, kedisi, köpeği, çiçeği, kıyafeti,........ile kırmızı. Baştan aşağı kıpkırmızı! Nası olurdu? Biz küçük bir hayal kurduk bugün çocuklarla. Önce neler var dünyada tek tek bunları bulduk. o hoooo, neler çıkmadı ki, karıncalar, balinalar, olmazsa olmaz aslanlar, oyuncaklar, vs., v.s sonra bunları farklı ama hepsi kırmızı materyallerle kapladık. kimini el işi kağıdıyla, kimini simli evayla, parmak boyasıyla, kimisini pulla, grapon kağıdı, kumaşla. sonra dünyaya yerleştiriverdik. Doğrusu çocukların çok hoşuna gitti. Kırmızı bir dünya fikri sanıyorum eğlenceli geldi. Evde siz de bir odanın ya da sürekli gittiğiniz bir mekanın bir mekanı bir renge bürünmesiyle nasıl olacağını çocuğunuzla hayal edin ve bunu farklı materyallerle kağıt üstüne dökün, hatta daha da ileri gidin bu materyallerin bu renkle, örneğin bulutların kırmızı olduklarındaki duygularını konuşturun çocuğunuzun ağzından. biz kırmızıyı öğrendi diye kırmızı, siz sınırları zorlayabilirsiniz...alın size kaliteli zaman:)) 
Bununla da bitmedi, kırmızı başlıklı kız masalını baştan yazdık. Kırımızı başlıklı kız bir kere kırmızı elbiseli kız oldu. Kurtla ormanda dolaşıp sek sek oynamak için onun evine gitti. Benim, hatta şu an sizin de şaşırdığınız gibi kurt da buna şaşırdı falan falan....