Neler yapmayacağız ki... Öncelikle ilkokul da dahil 8-9 yaşına kadar her çocuğun kartları olmalı bu şekilde. Bu kartları çocuğunuzun yaşına göre beraber de hazırlayabilirsiniz. Hatta desenli, simli eva süngeriyle, boyutlu kartonlarla ya da parça kumaşlarla hazırlayabilirsiniz. Bu çocukların daha istekle kartları kullanmasına sebep olacaktır. Bizim ufaklık için biz sıralı dizdik kartları, önce yavaş tempoda sonra giderek hızlanarak sırayla üzerlerinden yürüdük. Sonra her rakamın arasına bir sandalye koyup aralarından geçtik. Sonra kartları çapraz koyup üzerlerine zıpladık. Daha sonra ben "uydurukça" repertuvarımdan bir şarkı uydurdum içinde bu rakamlar olan, rakamın adı geçtikçe o karta gitmeye çalıştık. Bizim oyunlarımız yaş gereği bir kaç dakikayı geçmedi ama daha büyükler için bunlara ilaveten neler yapılabilir. Öncelikle bu kartlardan farklı boyutlarda yapmanız yani hem küçük hem büyük hem de orta boy kartlarınızın olması oyun çeşitliliğini arttırır. Büyük kartlarınızın üzerinden yazılış şekilleriyle yürüyebilirsiniz. bir iple üzerini dolanabilirsiniz. "sağ elinle bire, sol ayağınla üçe dokun" gibi birbirinize yönergeler verebilirsiniz. Oyuncakları üzerine dizebilirsiniz. Sayı kadar oyuncağı yanına getirebilirsiniz. Geri geri sayma çalışmaları, eksik kartı bulma çalışmaları yapılabilirsiniz. Büyük küçük tüm rakamlarınızı odaya dağıtır, yine önceden büyük-küçük-orta boyutlarda hazırladığınız dairele resimlerini katlayıp bir tava ya da bardağa koyarsınız. Çocuğunuz seçtiği dairenin büyüklüğüne ve kağıtta çizili sayısına bakarak eşleme yapabilir. "evlerine sadece 3 elma kalmıştı, ama yine de mutluydular" gibi içerisinde sayılar geçen cümleler söylersiniz. Siz söyledikçe o konum alabilir. Öyle tahmin ediyorum ki çocuklar en çok beraber kartları oluşturmayı ve hareketli oyunları sevecektir. Son bir öneri daha; oyununuza babayı ya da teyze, amca gibi arkadaş gibi bir üçüncü kişiyi ekleyebilirsiniz. kağıtlara " mutfaktan bir tatlı kaşığı al, onu bir rakamının üzerine koy, iki kere zıpladıktan sonra salondaki en büyük yastığı bulup dört rakamını onun altına koy...."gibi karışık, evde hareket gerektiren yönergeleri beraberce kağıtlara yazıp yine bir kaseye atarsınız. Anne hakem olabilir. aynı anda kağıtları seçip hatasızca yönergeleri yerine getirmeye çalışırlar. önce bitiren mesela 10 puan alır :) Aklınıza daha değişik öneriler gelirse lütfen yorumlara ekleyin. ben de evde denerim. Bu arada dombili baykuşların anneleri kartları hazırlamaya en kısa sürede başlayın. Haberlerinizi bekliyorum. İyi oyunlar...
19 Ekim 2013 Cumartesi
OĞLUŞLA BİZ EVDE NE YAPIYORUZ??????
Biz anne babalar bazen çocuklarımızla evde başbaşa kalma süremiz uzadıkça ne yapacağımızı şaşırıp kalıyoruz. Ben de 21 aylık oğlumla öğleden sonralarını evde beraber geçiriyorum. İtiraf etmeliyim i çileden çıktığım zamanlar oluyor. Süreli hareket ve değişim istiyor oğlum. Serde eğitimcilik de var hem onu eğlendirip hem nasıl bir şeyler öğretirim diye de sık sık düşünüyorum. Biraz bunları paylaşalım istiyorum. En son dün uyurken sayı kartları hazırladım. ( Bu kartlar benim evde yaptıklarım değil, bir başka blogdan aldım) Evde bulunan renkli karton, kullanılmayan karton klasör ve koli bandı ile 5 e kadar kartlar yaptım.
7 Ekim 2013 Pazartesi
KIRMIZI DÜNYAM
Ya dünya kırmızı olsaydı, yani her şeyiyle; evleri, arabaları, bulutları, güneşi, kedisi, köpeği, çiçeği, kıyafeti,........ile kırmızı. Baştan aşağı kıpkırmızı! Nası olurdu? Biz küçük bir hayal kurduk bugün çocuklarla. Önce neler var dünyada tek tek bunları bulduk. o hoooo, neler çıkmadı ki, karıncalar, balinalar, olmazsa olmaz aslanlar, oyuncaklar, vs., v.s sonra bunları farklı ama hepsi kırmızı materyallerle kapladık. kimini el işi kağıdıyla, kimini simli evayla, parmak boyasıyla, kimisini pulla, grapon kağıdı, kumaşla. sonra dünyaya yerleştiriverdik. Doğrusu çocukların çok hoşuna gitti. Kırmızı bir dünya fikri sanıyorum eğlenceli geldi. Evde siz de bir odanın ya da sürekli gittiğiniz bir mekanın bir mekanı bir renge bürünmesiyle nasıl olacağını çocuğunuzla hayal edin ve bunu farklı materyallerle kağıt üstüne dökün, hatta daha da ileri gidin bu materyallerin bu renkle, örneğin bulutların kırmızı olduklarındaki duygularını konuşturun çocuğunuzun ağzından. biz kırmızıyı öğrendi diye kırmızı, siz sınırları zorlayabilirsiniz...alın size kaliteli zaman:))
Bununla da bitmedi, kırmızı başlıklı kız masalını baştan yazdık. Kırımızı başlıklı kız bir kere kırmızı elbiseli kız oldu. Kurtla ormanda dolaşıp sek sek oynamak için onun evine gitti. Benim, hatta şu an sizin de şaşırdığınız gibi kurt da buna şaşırdı falan falan....
Bununla da bitmedi, kırmızı başlıklı kız masalını baştan yazdık. Kırımızı başlıklı kız bir kere kırmızı elbiseli kız oldu. Kurtla ormanda dolaşıp sek sek oynamak için onun evine gitti. Benim, hatta şu an sizin de şaşırdığınız gibi kurt da buna şaşırdı falan falan....
6 Ekim 2013 Pazar
HAYAL KUMBARASI: HEM SİZE HEM MİNİK BAYKUŞUNUZA.....
İnsanoğlunun en büyük nimetidir hayal doğru kullanmayı bildikçe. Bir kere hayata tutunmamızı sağlar, direnmemizi ve mücadele ruhu geliştirmemizi sağlar. Bizi avutur, bizi büyütür, bizi besler, bizi biz yapar ve yıldığımız zaman ışık tutar çıkışı gösteren. İyidir hoştur ama çoğu zaman da cüzdanlar boştur bu hayalleri gerçekleştirmek için. Ben de akmasa da damlıyor kabilinden bir hayal kutusu, hayal kumbarası yaptım kendime. Tanıyanlara malum olduğu üzere gezmeyi çok severim ama özellikle benim minik baykuştan sonra geleni ona harcayınca eski gezginci halim biraz fotoğraflarda kaldı. Bu yaz bu durum beni harekete geçirdi ve bir aile sohbetinde bu kumbara fikri öylece dudaklarımdan döküldü. Bizimkiler başta epey güldüler ama iş uygulamaya geçince fena sonuçlar çıkmamaya da başladı. Her şeyden önce bu işe iyiden iyiye iştahlandım. Ivır zıvır şeylere harcadığım paralar kendiliğinden kesildi. Artık paralar benim hayalim için iki kavanoza akıyor.Ben iki kumbarayla başladım işe: yıllardır şöyle girilmedik delik, açılmadık kapı bırakmadan bir İstanbul gezisi ve hayallerimin ülkesi İspanya. Önce bana bu iki yeri anımsatacak renkli çıktılar aldım. İstanbul için galata kulesi ki en merak ettiğim yerdir İstanbul'da, İspanya için de küçük bir tatil haritası. Bunları büyük boy iki kavanoza yapıştırdım. İşin sırrı bunları koyacağınız yer. Sürekli göz önünde olmalılar ki cüzdandaki bozuk paralar başka yerlere kaymadan buraya aksınlar.
Sadece bozuk para biriktiriyorum. Sene sonunda yüklü bir mebla olmayacağını tahmin ediyorum ama iyi bir yemek ya da şehir turu için çıkacak para bile beni mutlu edecek eminim. Öyle heycanla başladım ki kavanozları fazlaca süsleyemedim bile, sizler farklı materyallerle (pullar, ipler, atık kumailar v.s) daha da renkli bir motivasyon aracı elde edebilirsiniz. sizinkileri de fotograflayıp gönderebilirsiniz. Çılgın zihinlerden neler çıkar merak ediyorum doğrusu:) Daha sonra bu modeli neden çocuklarımıza da yapmayalım diye düşündüm. Anne babalar bir sürü istek için günün her saatinde taciz edilir durur. Belki bir çoğunun kumbarası da vardır ama istediği şeyle ilgi düzenlenmiş hele de annesiyle beraber yaptığı hayal kumbarası onu daha çok motive edecetir eminim. Denemesi bedava, paralar kumbarada.....
Elbet bir gün dolacak
Dolunca boşalacak
Yuttuğu bütün para
Yine benim olacak:))))))
Elbet bir gün dolacak
Dolunca boşalacak
Yuttuğu bütün para
Yine benim olacak:))))))
3 Ekim 2013 Perşembe
SUZAN AŞÇI:))))
DOMBİLİ BAYKUŞLARIN GÖZÜNDEN SUZAN AŞÇI...
Dün sınıfta yemekler üzerine, nasıl yapıldıkları, nelerle farklı lezzetler oluşturabileceğimiz üzerine çocuklarla uzun uzun sohbet ettik. Sonrasında da kağıt işlerinden tencereler, sebzeler yapıp kendi yemeklerimizi yaptık. Okulda yemeklerimizi yapan aşçı teyzeleri tanıyıp tanımadıklarını sordu çocuklara. Hemen hiç biri net bir cevap veremeyince soluğu mutfakta aldık. Tabi önce böyle okul, iş yeri gibi büyük ve kalabalık yerlerin mutfaklarına öyle her istediğimizde giremeyeceğimizi belirterek randevu aldık:) Bir poşet boneyi de mutfaktan kapıp geldim. Hepimiz bonelerle bonus ailesi gibi olduk doğrusu. Mutfağı gezdik, aşçılarla tanıştık, sohbet ettik. Evdekilerle karşılaştırıldığında devasa kalan ocağı, tencere, kazanları şaşkınlıkla inceledik ve sınıfa döndük. Çocuklara sadece şu soruyu sordum: "Sizce Suzan aşçı bir gününü nasıl geçiriyordur?" ve başladık bununla ilgili hikayemizi yazmaya. Bir aşçının yemekle olan ilişkisini, tüm hayatının nasıl da sadece yemek yapmakmış gibi düşündüklerini fark edince tatlı bir keyif yayıldı içime. Bakalım nasıl bulacaksınız!
SUZAN AŞÇI; YEMEK YAPAR YAPAR YAPAR.....
Ogün yağmurlu bir gündü. Suzan aşçı hızlıca mutfağa girdi. Hemen yemek yapmaya başladı. Bugün börek yapıyordu. Aceleyle fırını çalıştırdı. Yemek pişer pişmez dağıtması gerekiyordu. Yemekleri dağıtıp evine gitt. Yorulmuştu. Biraz uzandı. Akşam eve yemek hazırlaması gerekiyordu. Fırına etleri koydu. Yemeği çıkarıp kocasıyla yedi. Dayanamadı yemekten sonra uyudu. Uyandığında arkadaşlarına dağıtmak için yine yemek hazırladı. Suzan aşçının yeni yemek için arılardan bol bol bal toplaması gerekiyordu. Balı topladıktan sonra eve getirip poşete koydu. Üstünü giyinip şemsiyesini aldı. Kaldırımdan yürümeye başladı. Misafirliğe gidiyordu.Suzan aşçı hergünü bunun gibi işler yaparak geçiriyordu.
Dün sınıfta yemekler üzerine, nasıl yapıldıkları, nelerle farklı lezzetler oluşturabileceğimiz üzerine çocuklarla uzun uzun sohbet ettik. Sonrasında da kağıt işlerinden tencereler, sebzeler yapıp kendi yemeklerimizi yaptık. Okulda yemeklerimizi yapan aşçı teyzeleri tanıyıp tanımadıklarını sordu çocuklara. Hemen hiç biri net bir cevap veremeyince soluğu mutfakta aldık. Tabi önce böyle okul, iş yeri gibi büyük ve kalabalık yerlerin mutfaklarına öyle her istediğimizde giremeyeceğimizi belirterek randevu aldık:) Bir poşet boneyi de mutfaktan kapıp geldim. Hepimiz bonelerle bonus ailesi gibi olduk doğrusu. Mutfağı gezdik, aşçılarla tanıştık, sohbet ettik. Evdekilerle karşılaştırıldığında devasa kalan ocağı, tencere, kazanları şaşkınlıkla inceledik ve sınıfa döndük. Çocuklara sadece şu soruyu sordum: "Sizce Suzan aşçı bir gününü nasıl geçiriyordur?" ve başladık bununla ilgili hikayemizi yazmaya. Bir aşçının yemekle olan ilişkisini, tüm hayatının nasıl da sadece yemek yapmakmış gibi düşündüklerini fark edince tatlı bir keyif yayıldı içime. Bakalım nasıl bulacaksınız!
SUZAN AŞÇI; YEMEK YAPAR YAPAR YAPAR.....
Ogün yağmurlu bir gündü. Suzan aşçı hızlıca mutfağa girdi. Hemen yemek yapmaya başladı. Bugün börek yapıyordu. Aceleyle fırını çalıştırdı. Yemek pişer pişmez dağıtması gerekiyordu. Yemekleri dağıtıp evine gitt. Yorulmuştu. Biraz uzandı. Akşam eve yemek hazırlaması gerekiyordu. Fırına etleri koydu. Yemeği çıkarıp kocasıyla yedi. Dayanamadı yemekten sonra uyudu. Uyandığında arkadaşlarına dağıtmak için yine yemek hazırladı. Suzan aşçının yeni yemek için arılardan bol bol bal toplaması gerekiyordu. Balı topladıktan sonra eve getirip poşete koydu. Üstünü giyinip şemsiyesini aldı. Kaldırımdan yürümeye başladı. Misafirliğe gidiyordu.Suzan aşçı hergünü bunun gibi işler yaparak geçiriyordu.
8 Ekim 2012 Pazartesi
UNUTTUĞUM ÇOCUKLUĞUM...
3 Ekim 2012 Çarşamba
BAKICI MACERASI 2: DÖNÜŞÜMLÜ BAKIM???
Daha önce bebeğimize, canımıza kimlerin bakabileceği ile ilgili alternatifleri yazmıştım. Bu alternatiflerden birisinin de büyük annelerin dönüşümlü bakımı demiştik ama acaba bu yol bebeğimiz için ne kadar uygun? Bazen bizim pimpirikusluğumuzla kaçırdığımız bakıcılar veya bebeğimizden kaçan bakıcıları düşününce, hep daha iyisi olsun diye sık değişen bakıcıları da gözümüzün önüne alalım ve başlayalım....
0-3 yaşlarda bir bebeğin en çok ihtiyaç duyduğu his bir başkasıyla özdeşleşmektir. Özdeşleşmek için seçilen kişi ise elbette annedir. Bebek zaten anne ile özdeşleşmeye eğilimli olarak doğar. Anne karnından beri annenin kokusuna alışır ve bu kokuyu tanır, dolayısıyla doğduğu andan itibaren ihtiyaç ve yakınlık duyduğu koku annedir. Bebek bu kokuya doğal olarak yönelir. Bebek bu özdeşimi kurar ve kendisinin başka, annesinin başka varlıklar olduğunun ayırdına varamaz. Bebek için anne yoksa yaşam da yoktur, yaşama şansı da yoktur. Bakıcı ya da büyükanne de bir süre sonra anne yokken annenin yerini alır. Düz mantıkla düşünürsek annenin evde olmadığı dönemde bakıcı yoksa, çocuğun yüzüne, kokusuna alıştığı bakıcısı yoksa yaşam şansı da yoktur. 0-3 yaş dönemi bebeğin bu özdeşimi kurup güvende hissetmeye ihtiyacı vardır. Bu dönemde de güven, bebeğin veya çocuğun ihtiyaçlarını zamanında karşılamakla olur. Acıktığında yemeği hemen verilmeli, temizlik ihtiyacı olduğunda hemen temizlenmelidir. Bu sunumun emniyet vermesi, güven vermesi için çocuğun özdeşim mekanizması bozulmamalı, bakım işi tek elden yapılmalıdır. Bu çerçeveden bakınca dönüşümlü bakım mantığı pek doğru bir mantık gibi gözükmüyor. Bakıcı değişimi konusunda da çaba, diyalogla iletişimi ve bakımı sağlıklı noktaya getirebilmek olmalı. Bakıcı değiştirmek belki daha alt sıralardaki bir çözüm olabilir. Bebeğe bakım veren kişi kendisi için emin bireydir. Ancak bakım veren kişi sayısı arttıkça, ya da sıklıkla değiştikçe bu yüzler tanıdık bile olsa bebek de kaygı uyandırır. Kaygılı bebek huysuzlanır, hırçın olur, anneye daha bir yapışır. Bebek bakımında kilit nokta: biz annelerin çoğunlukla takıldığı beslenme şekli ve düzeninden ziyade ona bakan kişilerin ve mekanın ve süreklilğidir. Tüm bunların üzerine, anne eve geldiği andan itibaren her türlü bakım ve ilgi işini o ilk koku, anne geri almalı ve hem bebişini hem kendini güven hissine adeta boğmalıdır:)))
Not: Bu yazı hazırlanırken Sabiha Paktuna Keskin'in kitaplarından faydalandım.
24 Eylül 2012 Pazartesi
ÇOCUK ODALARI İÇİN ALTERNATİFLER!
Az önce diğer bloguma keçeden yapılabilecek alternatif süslemelerle ilgili bir yazı girdim. Yazarken aklımdan sürekli çocuk odaları geçti ve bu süslerin çocuk odalarında nasıl sevimli duracağını ve çok amaçlı kullanılabileceğini düşündüm. Diğer blogumu takip etmeyenler için aynen buraya da eklemeye karar verdim yazıyı. Çocuklar için bir kaç öneri daha paylacağım yazıdan sonra...
Keçeden küçük kapı süslerinden sonra şimdi de "çok amaçlı tutturgaç"lar :)) geliyor.
Kullanım alanlarını çocuklar için nasıl genişletebiliriz diye düşününce aklıma ilk gelenleri paylaşayım hemen;penceresine bir uçtan diğerine ip gerip üzerine güzeller güzelinin fotograflarını asabilirsiniz ya da erkek çocuklar için farklı araba modelleri çalışıp yine bir ip ya da bez parçası gerip araba sergisi yapabilirsiniz. Böylece çocuğunuzla beraber yapım aşamasında vakit de geçirmiş olursunuz. Çocuğunuzla aranızda iletişim için kullanabilirsiniz. Sabah uyandığında baş ucunda böyle süslü bir motife iliştirilmiş güzel bir mektup eminim onu çok mutlu edecektir. Okula giden tıfılların beslenme çantalarında sandviçlerini güzel bir beze bununla sarıp ucunu bununla tutturabilirsiniz. Doğmamış bebişlere bebek şekeri yapabilirsiniz. Bu arada bu bebek şekeri fikri çok güzel ama ben uğraşamam bu halde diyenlerden sipariş alıyorum bebek şekeri için. bluemorpho82@gmail.com adresine siparişlerinizi alabilirim. Bir ara bebek şekeri olayına daha ayrıntılı dalalım benim tosbik pandanın şekerini de paylaşacağım sizinle. Şimdilik bu kadar, kolay gelsin...
Keçeden küçük kapı süslerinden sonra şimdi de "çok amaçlı tutturgaç"lar :)) geliyor.
Yapım aşaması ise
yine eğlenceli, yine ekonomik, yine dinlendirici, yine....
"Çok amaçlı
tutturgaçlar" için malzemeler: her şeyden önce şunu bir belirteyim, böyle
el işlerini seviyorsanız çoktan bir silikon tabancası edinmiş olmalısınız diye
düşünüyorum. Yok daha yeniyim ama hevesliyim diyorsanız, ilk fırsatta edinin bu
tabancalardan. Bunlar bana göre değil, sadece bakarım diyorsanız da edinin:)
çünkü evde aklınıza gelmeyecek işlerde kurtarıcı olabiliyor. Şimdi devam
ediyorum. Silikon tabancamız cepte zaten saymıyorum bile, artık hemen her
kırtasiyede bulunan rengarenk keçeler. Bu keçeler hobi marketlerde ya da
nakışlık, çeyizlik ip ve malzeme satan yerlerde de satılıyor. Renkli düğme ya
da boncuklar. Eski ve epeydir kullanmadığınız kolyelerinizin boncukları da
alternatif olabilir boncuk konusunda. Bir makas darbesine bakar;) az
patlatmadım demode kolyelerimi ve tutturgaç:))))) yani mandal! ister tahta
ister naylon...
Yaratıcılığınızı, el
becerinizi ve kullanacağınız konsepti düşünerek boş bir kağıda önce kalıp
çizin. Bu kalıpları keçenin üzerine iğneleyin. İster öyle kesin, ister kalıbı
bir tükenmez kalemle keçeye çizip kesin ki bu yol kesinlikle daha az hata payı
bırakıyor. İşte bitti bile, şekilleri mandallara silikon taabancası ile
yapıştırın. Bu arada yukarıdaki gibi çok parçalı çalışacaksanız yine silikonla
yapıştırın.
Gelelim bunları nasıl
ve nerelerde kullanacağınıza. Size bir kaç örnek;
Perdelerinizi
süsleyebilirsiniz, özellikle mutfak perdelerinde ve çocuk odası perdelerinde
çok güzel oluyor. Çocuklarınızın odasında farklı bir dekor oluşturabilir.
İkinci resimdeki gibi odalarına ya da odasına ( neden çoğul ifade kullandım
anlamadım) bir ip gerip güzel fotograflarını asabilirsiniz. Üçüncü resimdeki gibi
ütü masanızın kenarındaki askıyı benim gibi pek kullanmayıp böyle duvara
dayayanlardansanız, kendinize yatak odanızda notluk yapabilirsiniz. Mandalların
ucuna silikonla mıknatıs yapıştırp buz dolabı süsü ya da buzdolabı üstü notluk
yapabirisiniz. Özellikle yazlık, bahçelik gibi ya da balkon gibi açık alanlarda
masa örtülerinizin ucuna ağırlık yapabilirsiniz. Dedim ya iş tamamen o güzel
hayal gücünüze kalmış. Beğendiyseniz, fikir kafanıza yattıysa kullanım yerleri
çeşitlendirilebilir. yine diyorum ki DENEMEYE DEĞER!
Kullanım alanlarını çocuklar için nasıl genişletebiliriz diye düşününce aklıma ilk gelenleri paylaşayım hemen;penceresine bir uçtan diğerine ip gerip üzerine güzeller güzelinin fotograflarını asabilirsiniz ya da erkek çocuklar için farklı araba modelleri çalışıp yine bir ip ya da bez parçası gerip araba sergisi yapabilirsiniz. Böylece çocuğunuzla beraber yapım aşamasında vakit de geçirmiş olursunuz. Çocuğunuzla aranızda iletişim için kullanabilirsiniz. Sabah uyandığında baş ucunda böyle süslü bir motife iliştirilmiş güzel bir mektup eminim onu çok mutlu edecektir. Okula giden tıfılların beslenme çantalarında sandviçlerini güzel bir beze bununla sarıp ucunu bununla tutturabilirsiniz. Doğmamış bebişlere bebek şekeri yapabilirsiniz. Bu arada bu bebek şekeri fikri çok güzel ama ben uğraşamam bu halde diyenlerden sipariş alıyorum bebek şekeri için. bluemorpho82@gmail.com adresine siparişlerinizi alabilirim. Bir ara bebek şekeri olayına daha ayrıntılı dalalım benim tosbik pandanın şekerini de paylaşacağım sizinle. Şimdilik bu kadar, kolay gelsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

