duyusal etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duyusal etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2014 Cuma

DOKUNUN DOKUNSUN!

Hazır güzel bir hafta sonu bizi beklerken, çocuklar için küçük bir alış verişe çıkalım ve yeni bir duyu, dokunma oyuncağı yapalım. Dokunma duygu aktarımında en temel ögelerden birisi, aynı zamanda nesneleri farklı özelliklerine göre gruplama becerisi, ileride problem çözümünde, organizasyon yeteneğinde önemli avantajlar sağlayacaktır. Şimdisi içinse bu oyuncak eğlence demek, keşif demek. İşte aşama aşama oyuncağımız:


Resimlerde gördüğünüz üzere mukavva kartona silikonla farklı dokularda nesneleri yapıştırıyoruz, her şey bu kadar basit. Sonrasında ister gözler kapalı ellerle dokunarak ister ayaklarla dokunarak oyunlar kurabilirsiniz. Orası sizin miniğin zevkine kalmış. Biz ikisini de denedik, bizim oğlan öyle gözleri bağlamaya falan pek gelemez, çıplak ayakla yol yaptığımız bu karelerin üzerinden geçip "saklanan kırımızı araba"mızı bulmaya gittik.



Bu tarz dokunmaya dayalı oyuncakların fiyatlarını da biraz araştırma fırsatınız olursa hem ekonomik hem de eğlenceli bir oyun/oyuncak yaptığınıza daha bir inanacağınıza eminim. Kolay gelsin... 

23 Nisan 2014 Çarşamba

ÇOCUKLAR MAKARNA BAYRAMI DA YAPSIN:)

Böyle güzel bir bayram günü yeniden yazmaya başlamak güzel doğrusu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedense, belki meslek icabı bilmiyorum, hep benim de bayramımmış gibi gelir. O renk cümbüşünden, coşkudan, balonlardan ayrı düşünemem kendimi. Her neyse bugün bir başka renk cümbüşünü paylaşacağım, buna bir isim bile buldum: MAKARNANIN GÖKKUŞAĞIYLA DANSI! Neden bu etkinliği böylesine kutsadığıma gelince, benim maymun iştahlı oğlumu neredeyse saatlerce büyülenmişcesine eğlendirdi ve bambaşka hayal alemlerine daldırdı. İşte size makarnalarımız:
Önce küçük bir tencerede istediğim renk gıda boyasıyla makarnaları hafifçe haşladım. Ocaktan aldığımda hala diriydiler. Zaten oyun sırasında sürekli mıncıklandıkları için fazla pişerlerse hemen dağılıyorlar. Bu önemli bir püf!



Memleketin her yerinde havalar ısındı. Bunu hem bir açık hava etkinliği olarak hem de ev etkinliği olarak düşünebilirsiniz. Biz bunları sonrasında büyükçe bir tepsiye koyduk. Önce kamyonlarımızla bunları bir yerden bir yere taşıdık. Renk çalışması için de  ideal oldu. Taşıyacağımız renkleri ve bu renklerden kaçar tane taşıyacağımızı belirledik. ( Biz en fazla 6-7 tane sayabiliyoruz ama idare ettik yine de) daha sonra hepsini karıştırdık tabak ve kepçeler işin içine girdi yemekler yaptık. Oyuncaklarımız için lokanta kurduk, servisler yaptık. Sonunda da yere serdiğimiz örtünün üzerinde makarna yağmuru yaptım oğluma. Bu yağmur eğlencede son noktaydı, çok hoşuna gitti. Tabi başta toplamak üzere anlaştık. Siz bu güzel bayram gününü gıda boyasıyla yaptığınız rengarenk veya çocuğunuzun seçeceği bir renk makarnayla güzel bir akşam yemeği hazırlayarak tamamlayabilirsiniz. Dışarıdan satın aldığımız ve yine bir sürü renklendirici içeren şekerleme pasta v.s.yi düşününce çok masum ve sağlıklı bir alternatif olabilir. Mutluluğu da cabası. Hadi mutfağa...
Bu arada söylemeyi unuttum pişen her makarnadan bir kaç kaşık ayırıp daha sonra eğlenceyi kolaylıkla tekrarlamak için buz dolabı poşetlerine koyup derin dondurucuya kaldırdım. 




16 Şubat 2014 Pazar

CIVIK VE VICIK ŞEYLER PARTİSİ :)))))

        Aslında bu etkinliği de "oğluşla evde ne yapıyoruz?" başlığında yazmayı düşünmüştüm, ama öyle eğlendik ki bu konuyla ilgili ayrıca ilgilenmeye karar verdim. Bir çok yabancı yayını incelediğimde duyu gelişimine çok önem verdiklerini, bizimse  evlerimizin temizliği ve selameti açısından neredeyse es geçtiğimizi  fark ettim. Bunun sosyo ekonomik, kültürel v.s. alt yapılarını ve nedenlerini bu kısacık yazıda elbette incelemeyeceğiz, çünkü bu konuda bir destan yazılabilir. Sadede gelirsek öğlen çıktığımız market alışverişinde bir bayanın elinde üzerinde bitkisel vurgusu olan jöleyi fark ettim ve ampul yandı bende. Eşim ilk başta bizim oğlanın yam yamlığından onu yiyeceği ve sağlıklı bir gıda ürünü olmadığı için fikrimden pek hoşlanmadı ama yaşayacağı mutluluğu anlatarak ikna etmem zor olmadı hemen vişneli bir tane aldım. Öğlen  oğlan uyurken hazırladım. Küçük bir kaseye de ayırıp içine kuru fasulyeler attım ki daha çok duyulu olsun diye:))) Bizim gibi Akdeniz'de  yaşayanlar bugün şanslıydı bahar bile diyemeyeceğim resmen bir yaz günü vardı. Balkona teçhizatı kurdum. İlk başta kendinden beklenmeyecek kadar temkinliydi oğlum, öyle yemeye falan da kalkmadı. Demek ki dedim büyüyor, oyun öncesi bunu yenmeyeceğine dair bir uyarı yeterli oldu. Gerçi fasulyeleri tanıdığı için bir iki yeme hamlesi oldu ama onu da "çiğ" diyerek vazgeçirdik. Gerçekten çok eğlendi, öyle ki kaldıramadık başından. Oyunu balkonda oynadığımız içinde temizliği çok rahattı. oğlanı balkonda yarı soyduk, önlük giydirdiğimiz için sadece ellerini ve yüzünü yıkamak yeterli oldu. Balkonu da bol suyla yıkadığımda her şey eski düzenindeydi. İşte sonuçlar: