6 Mart 2014 Perşembe

HOKUS VE DE POKUS:)))))

Bugün sınıfta insanın kendine duyduğu güvenle aslında neler başarabileceğiyle ilgili çalışacaktık. İşi biraz eğlenceli hale getirmek istedim. Bunun için önce sihirle ilgili bir hikaye buldum( morpa yayınlarından), daha sonra sınıfta çocuklara sihre inanıp inanmadıklarını, sihrin gerçekten insan güç verip vermediğini sordum. Bir kısmı sihir diye bir şey olmadığını da söyledi tabi. İşi iyice yokuşa sürmek için sihre inandığımı ve hatta sihir bile yapabildiğimi söyledim. Yaptığım küçük oyun sonunda gözlerinin nasıl açıldığını, heycan ve coşkularını, bana nasıl baktıklarını görmeliydiniz. İşte malzemeler:
Yarım çorba kaşığı kadar limon suyu
Bir adet kurşun kalem ya da ucu sivri bir alet, çöp şiş gibi
Yakmak için kağıt, çakmak ve metal veya cam kap
Gelelim numaramıza: Önce bir konsept belirlemelisiniz. Bugün sınıfta bir öğrencim dedesinin bahçesinden limon ve portakal getirmişti, ben sınıfa girdiğimde masamın yanında duruyorlardı. Kimin getirdiğini öğrendim ama çocuklara sormadım ve bilmiyormuş gibi yaptım. Sınıfa girmeden de o öğrencinin adını limon suyuyla koluma yazdım. Çocuklara "Sakın bana bu limonları kimin getirdiğini söylemeyin ben sihir gücümle bulabilirim" dedim. Elimdeki kağıtların bana yardımcı olacağını söyledikten sonra kağıtları kasede yaktım ve iyice söndüklerinden emin olunca yaklaşarak sanki ne dediklerini anlamaya çalışıyormuş gibi yaptım. Kağıtların sihirli sözcükleri istediklerini söyledim ve beraberce hokus pokus dedik, sonra kağıtların kendilerinden kalan külü koluma sürmem gerektiğini çünkü cevabın kolumda saklı olduğunu söylediklerini anlattım. Veeeee işte o an külü koluma sürünce kurumuş limon suyuna kül yapıştı ve öğrencimin adı ortaya çıktı
Artık kendi adların ve bazı arkadaşlarının adlarını tanımaya başladıklarından sınıfta bir uğultu koptu. Sonra tabi konuyu bunun bir sihir olmadığına önceden hazırlanmış bir gösteri olduğuna getirerek kalan küllerle onların da el ve kollarında denemeler yaparak hikayeye ve asıl konumuza bağladık. Evde çocuğunuzun da bu heyecanı yaşamasına izin verin bence, eminim çok eğlenecektir. Bir arkadaşım çocuğuna "kağıtlarla bu hayatta en çok kimi sevdiğimi göstereceğim" konulu gösteri yapacak mesela... Çok eğlenceli, ben gözümden yaşlar gelene kadar güldüm mesela, çocuklar da çok eğlendiler.
Kullandığım fotoğraflar farklı sitelerden alıntıdır.

5 Mart 2014 Çarşamba

İPTEN PÜFTEN OYUNLAR 2

İple başka nasıl oyunlar kurarım diye düşündüm, düşündüm... İçimdeki zihni siniri uyandırmaya çalıştım ve güneşli bir hafta sonu balkonda bu oyunu kurdum.

Uzun zamandır vazgeçemediğimiz çadırımızı odadan balkona taşıdık, orası evimiz oldu.İş zamanı geldi evden arabamıza atladık ve mavi yolumuzda ilerledik... Yolun yapımı da eğlenceli ve başlı başına bir oyundu aslında. Uzunluğu yeterliliği,  düz mü zig zag mı olacağı gibi konularla da sohbet ettik. Böyle bakınca hem öğrendik, hem inşa ettik, hem oynadık. Kız çocuklarının da arabalarla oynayabileceğini unutmadan oyunu kızlara uyarlayabiliriz. Biz bayanların otomobil kullanmada yaşadığımız sıkıntıların bir kısmı çocukluk döneminde geç kazandığımız becerilerimiz olabilir. Kızlar da evden kuaföre, markete ya da kendi işlerine gidebilir. Kızlarla da oyun gidilen yerde örneğin kuaförde devam edebilir, oyunun yol kısmı bir geçiş olarak kullanılabilir. Kız anneleri sizi düşünmüyorum sanmayın ama elimizdeki malzeme karşı cins ne yapalım:)))

1 Mart 2014 Cumartesi

KIŞI ÖZLEYENLERE...

Kışın son günleri, hatta bugün itibariyle ilkbahara bile girdik takvimsel olarak, ancak benim gibi kış severlerce önemi asla yitirmeyen kardan adamlarımıza bir bakın. Bütün bir kış ardam adam figürleri, çalışmaları aradım durdum. Hiç birisine de içim sinmedi nedense. Bu rulo kardan adamlara ise ısını verdim ve bu perşembe günü sınıfta denedik. Benimle beraber zümre arkadaşım da sınıfta uyguladı. Onun örnek kardan adamıyla başlayacağım:

Oluklu kartonları yuvarlayarak yaptı ve çok sevimli oldu. Aslında çocuklarımızın odasına da süsleme olarak kullanabiliriz. Örneğin bunun gibi 3 kardan adamı lamba ya da avizeden sarkıtabiliriz, arasına da bir kaç tane simli eva süngerinden kar tanesi çalıştık mı süper bir oda süs yapmış oluruz. Aa iyi fikir oldu bu ya, oğlanın odasına bir tane yapayım hemen. Burada altına biz oyun hamuru kutularının kapağını koyduk, farklı bir şey de denenebilir. Gelelim sınıfta yaptıklarımıza... Sanıyorum onlar artık kardan adam değil, ya da kardan adamın yaşlanmış, ecizilip büzülmüş hali, ya da sirkte çalışan kardan adamlar, çünkü çok komikler. Komik dedim diye beğenmedim de sanmayın benim kuzucuklarım yaptı, eğlenceli ve güzel oldular:

Görüldüğü üzere biz altına da yuvarlama bir parça koyalım dedik, ama bizimkiler hacimsiz olunca pek hoş olmadı. Gözlerdeki acılı ifadeye ve burunlardaki Karadeniz esintisine dikkat:)))))


25 Şubat 2014 Salı

ARABALAR GARAJA

Mukavva kartonlardan yaptığım renkli arabalar için yine mukavvadan 2 boyutlu garaj yaptım. Yabancı bir sitede benzerini gördüğüm bu çalışmaya bizim oğlanın yaş seviyesine uyarladım. Onlar sayılar üzerine bir garaj tasarlamışlardı, ancak 2 yaşındaki oğlum için sayı eşleştirme üzerine bir oyun ağır olurdu. Hemen renklere uyarladım. Biz arabalarımızla gezintilere çıktık. Bu arada bu araba nereye gidiyor? gittiği yerde kimler var? gibi sorularla sohbet ettik. Bir süre sonra arabamız yoruldu ve garajda dinlenme zamanı geldi. İşte o zaman da arabayı rengine göre olan park yerine park ettik ve sıra başka bir arabaya geldi... Bu oyuncağı yapalı aslında 1 ay oldu ve hala zevkle oynuyoruz. Oyunu revize edip bugün kartondan bir yol hazırlayıp garaj önüne ekledik. Yaptığımız yolda arabalarımızı gezdirdik. Yolun fotoğraflarını çekmedim, ama işte renkli arabalarımız ve garajımız:




23 Şubat 2014 Pazar

İPTEN PÜFTEN OYUNLAR...

Son eğlencemiz ipler... Biraz izlediğim polisiye filmlerden biraz da bilim kurgu merakımdan olsa gerek önce şu lazer ışınlı güvenlik önlemleri geldi aklıma, hani genellikle kırmızı olan ve kahramanın dokunmadan geçmeye çalıştıklarından. Ama bir fark vardı: bizim ipimiz maviydi ve evde o ipi o şekilde bağlayacak

sadece kanepe koltukları vardı.
Gördüğünüz düzeneği kurduk önce. ilk önce iplere basmadan yürümeye çalıştık, bir kaç denemeden sonra bu sefer iplere basmaya başladık. En hızlı ve çok kim basacak hesabı bir oyun tutturduk ki bu bizim oğlanın çok hoşuna gitti. Sonradan aklıma geldi, bu ipleri farklı renklerde bağlayıp renklere göre iplere basma oyunu da oynayabiliriz, diye. 
Yalnız hemen belirtmeliyim paylaştığım bir çok etkinliği çocuğunuz yalnız da oynayabilecekken bu oyun mutlaka bir yetişkin gözetiminde oynanmalı, çünkü ipler çocuğunuz için tehlikeli durumlar oluşturabilir. Bizim oğlan bir ara iplere dolandı. Ben de kendisi çıksın, bakalım ne yapacak diye izlemeye başladım. Sonuç : ipi boğazına dolamayı başardı. Bu gibi durumlar yaşanabilir. Aman tedbiri elden bırakmayalım.



20 Şubat 2014 Perşembe

ELMADA SON NOKTA: ELMA ŞEKERİ

         Bu aralar gördüğünüz gibi elmaya kafayı takmış durumdayım. Sınıfta da elma içerikli bir çok çalışma yaptık. Bugün de elma şekeri denedik. Haftada bir gün deney günü yapıyoruz sınıfta ve bugünü de kaynama, ısı, pişme, renk değişimi, soğuma ve soğumayla birlikte kıvam değişimini de içeren elma şekeri yapmaya ayırdık. Sandığımdan zormuş, önce onu belirteyim. Şöyle ki zaman istiyor. Ben bir velimden yardım istedim. Bugün sınıf ablamız da yoktu, biraz zorlandık. 24 kişilik sınıfa göre tarifi vereyim size: 8 bardak su, 16 bardak şeker, 4 çorba kaşığı limon suyu ve gıda boyası. Bu tarifle biz yaklaşık olarak 40 elma hazırladık. Oranları siz arttrıp azalta bilirsiniz. Önce şekerle suyu iyice kaynattık ve daha sonra gıda boyasından bir tutam ekledik. Gıda boyasıyla beraber limon suyunu da ekledik ve kaynatmaya devam ettik.


Bu süre boyunca biz de çocuklarla şekerin ilk başta nasıl dibe çöktüğünü, kaynamaya başlamadan önce ve sonrasında nasıl renk değiştirdiğini, şekerin çözüldüğünü gözledik. Yaklaşık 1 saat sonra şerbet kıvama geliyor. Doğru okudunuz 1 saat kadar bekledik, macunumsu bir kıvam almıştı artık şerbet ve ilk denemeleri yaptık. Çöp şişlere elmaları taktık ve çocuklar sırayla gelip elmalarını macuna buladılar, biz de devamını getirip tepsiye dizdik. Başta da belirttiğim gibi okulda yapmak biraz zahmetli ve zaman alıcı, ancak bir veli yardımıyla işler daha rahat ilerliyor. Macun kaynarken biz de çocuklarla büyük boy kraft (ambalaj) kağıdına yuvarlama ile elma yaptık. Elmaları iyice soğumaları için okulda bıraktık, çünkü çıkış saatinde ancak bitmişti ve tam soğumamıştılar. Yarın afiyetle yiyeceğiz. Velim Filiz Hanıma da buradan tekrar teşekkür ediyorum. İşte şekerlerimiz... Bu arada biz ikinci partide içine biraz mavi boya da ekledik ve siyahımsı elmalar elde ettik. Yarın bir pamuk prenses dramasıyla konuyu bağlamayı düşünüyorum.

Evde rahatlıkla yapabiliriz aslında, daha pratik olur doğrusu. Yalnız bir kaç elma için olmaz galiba, belki çocuğunuzun arkadaşlarının geleceği bir gün onlara sürpriz yapabilirsiniz.

18 Şubat 2014 Salı

ELMAYI YEDİK...

Sonunda ayvayı değil ama elmayı yedik arkadaşlar. İşte arda kalanlar...



Daha önce elmalarımıza kurtcuk girmişti hatırlarsanız:) Şimdi de dayanamadık yedik. Çok basit bu etkinliği biz önce-sonra kavramıyla ilgili tamamlama çalışması olarak yaptık. Biraz biçimsiz geldiyse elmaların yendiğindendir diyelim:))) yoksa biz bu teknikle yenmemiş elmalar yapsak neler çıkartırdık ortaya. örnek istiyorsanız bakınız elma kurdu yazımız. Bu aralar bu kağıt havlu ve tuvalet kağıdı ruloları özel ilgi alanım fark ettiyseniz. sizin de ilginç fikirleriniz varsa bekleriz...